Konu Dışı Tang Kuei Bitkisi ile Papatya Yaprağının Faydası

Kasım 1st, 2007

             Bu özel formül yoğun fiziksel egzersizin yol açtığı zorlanmaların üstesinden gelmek ve bayanlara yardımcı olmak üzere geliştirmiştir.              Bu ürün özellikle çok yararlı bir bileşeni ile dikkati çekmektedir.

             Bunlar vücut sistemlerinin dengelenmesine yardımcı olan Tang Kuei ile Papatyadır. Yüzyıllar boyunca Çinli bitki uzmanları Tang Kuei’yi tonik olarak her gün alınabilecek bir ‘‘üstün bitki’’ olarak görmüşlerdir. Bugün dahi Çinli kadınlar bu bitkiyi sık sık çorbalarına ilave etmekte ve besleyici değerini artırmaktadırlar. Bu bitki A ve B Vitaminleri, Kalsiyum, Demir ve Magnezyum açısından oldukça zengindir.

             Özellikle bayanların muayyen günlerini ve menopoz dönemlerini çok daha rahat geçirmeleri için tasarlanmış olan bu ürün aslında hem bayanların hemde erkeklerin kullanabileceği bir ürünümüzdür.Kas gevşeltici özelliği ile kramplara karşı inanılmaz etkisi vardır.Bu yüzden tüm branşlardaki sporcuların müsabakaya  yada antrenmana çıkmadan 1 saat önce 1 adet aldıkları takdirde müsabaka yada antrenman için daha çabuk ve daha kolay hazırlanabilirler.Ayrıca sık sık kramplardan şikayetçi olan herkesin kullanması gereken bir üründür.Normal şartlarda sabah ve akşam birer tane alınabilir zaruriyetlerde bu miktar artırılabilir.

              Ayrıca genelde yaşlılarda görülen kemik erimesi hastalığına karşı içerisinde bulundurduğu mineraller sebebi ile ve bu ürünümüz ile birlikte formül 2 vitamin ve mineral tabletimiz kullanıldığında, kemik erimesini de durdurduğu gözlemlenmiştir.

AHMET YÖRÜK

(HERBALIFE INTERNATIONAL INDEPENDENT DISTRIBUTOR) 

Kulak Şekil Bozuklukları Kulak Estetiği Kepçe Kulak Nedir Kepçe Kulak Cerrahi Müdahale

Eylül 6th, 2007

Kulak şekil bozukluklarının en sık rastlananı ve bilineni halk arasındaki adıyla ”kepçe kulak”tır. Kulak şekli itibarıyla çok kıvrımlar, çukurlar içeren karmaşık bir anatomik yapıya sahiptir, herkesin kulağının şekli ve yatıklığı bir diğerine benzemediği gibi, aynı kişinin iki kulağı da birbirinin aynısı değildir. Kulak gelişiminin çoğunu 6 yaşlarında tamamlar, bu yaştaki bir çocuğun kulağının uzunluğu ile erişkin bir insanın kulağının uzunluğu arasında çok az fark vardır. Bu nedenle kulak şekil bozukluklarında bu yaşlarda müdahale edilebilir ve edilmelidir, zira bu yaştan sonra çocuk için sosyal hayat yani okul yaşamı başlayacaktır. Kulakları ”kepçe” olan çocukta okul hayatında çeşitli alaylara, kızdırmalara maruz kalacak, lakaplar takılacak bu da zaten hassas olan ruh dünyasını etkileyecek, çeşitli kompleksler oluşacak, kendine güveni azalacak, giderek kendini kusurlu, ayıplı hissedecek ve okul başarısı bile etkilenecektir. Bu durumlara sebebiyet vermemek için çocuk okula başlamadan bu işi halletmek tavsiye edilir. Buna rağmen bir çok insan bu sorunuyla erişkin olana dek yaşamak zorunda kalmaktadır, bir kısmında ailelerin ilgisizliği söz konusu iken, bir kısmında ise -ki acıdır bazı hekimler bile erken yaşta yapılası gerektiğini bilmemektedir- aileler doktora başvurmakta ancak büyüyünce yaptırırsınız gibi cevaplar almaktadır.Bu sorunla büyüyen çocuklardan kızların uzun saçları nedeniyle işleri biraz daha kolaydır, saçlarıyla kulaklarını gizlerler, öyle ki ömürlerinde hiç topuz yapmamış kadınlar vardır, ilk topuzlarını kulak ameliyatından önce resim çekilirken yapmışlardır. Bayanlar saçları ile uzun yıllar kulaklarını gizleyebilirler, ancak evlenme hazırlıkları sırasında, gelin başları genellikle topuz şeklinde olduğundan, panik içinde arayışa girerler ve ameliyatın düğüne yetişmesini isteyip sıkıntıya girerler, zira her ameliyat gibi kepçe kulak ameliyatında da iyileşme ve şekillenme bir zaman alır. Erkeklerin işi ise her zaman ve her işte olduğu gibi hepten zordur, saçını uzatsa bir türlü, kısacık kestirse -kulaklar iyice ortaya çıkacak- bir türlü..Kulağın kepçe olmasının sebebi normalde olması gereken bir kıvrımın ya hiç olmaması ya da az olmasıdır, ailesel olabilir (ailesel kepçe kulaklılık Red Kit çizgi romanında ayrıntılı işlenmiştir). Bu kıvrımın yeterince olmaması nedeniyle de kulak ile kafa arasındaki açı ve mesafe artmıştır (normalde bu mesafe 1,5-2 cm. civarındadır). Yine bu nedenle gerçekte normal boyutta olduğu halde kulak büyük de görünür. Kepçe kulak deformitesinde kulakta herhangi bir deri ya da kıkırdak eksikliği ya da fazlalığı yoktur, şekillenme sorunu vardır, bu da basitçe bir ameliyatla giderilir.Ameliyat

Kepçe kulak ameliyatında iz kulağın arkasında kalır, pratik olarak iz kalmaz denebilir, yani ancak biri kulağınızın arkasını çevirip incelerse farkına varabilir. Buradan girilerek kıkırdağa ulaşılır ve oluşmamış kıvrım oluşturulur. Bunun için çeşitli teknikler mevcut olup, cerrahın seçimi ve tecrübesine göre farklılık gösterir ancak amaçları aynıdır. Yeni kıvrım oluşturulduktan sonra dikişlerle tespit edilir ve deri de dikilerek ameliyat sonlandırılır, takriben 1-1,5 saat süren bir işlemdir. Çocuklarda hastane şartlarında genel anestezi ile yapılır, aynı gün evine gidebilir. Erişkinlerde ise, ki ülkemizde genellikle erişkin yaşta kulak düzeltmeye gelinmektedir, muayenehane şartlarında lokal anesteziyle 1- 1,5 saatte kulaklar düzeltilerek eve gidilebilir. Ameliyat sonrası 1 gün kulaklar sargılı kalır, ertesi gün açılarak, 1-3 hafta arasında geceleri ince, elastik saç bandı kullanılır, bu süre cerraha ve tekniğe göre farklılık gösterebilir. Bir kaç gün uygun antibiotik ve ağrı kesiciler kullanılır, 7-10 gün civarında dikişler alınır, ikinci günden itibaren yıkanmak vs. serbesttir. Ameliyattan sonra kişiden kişiye değişebilen bir süre kulaklar şiş, kızarık ve çok yapışık görünecektir ancak bu durumda bile kulaklar açık dolaşılabilir, zira hastalar herkesin kulaklarına bakıp incelediğini düşünse de gerçekte kimse kimsenin kulağına bakmaz, zira kulaklar burun gibi, göz önünde, ilk bakışta dikkati çekebilen organlar değildir. Zamanla kulaklar hafif açılır, şişi iner, doğal bir görünüme kavuşur. Kepçe kulak ameliyatı plastik cerrahinin sonucu belli, yüz güldüren nispeten kolay uygulanan ameliyatlarındandır.Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cengiz Ersezen – ekler@aksam.com.tr

Baş Dönmesinde Kulakların Yeri, Kulak Rahatsızlıkları Baş Dönmesi Yapar mı

Ağustos 20th, 2007

Evet, Kulağımızın iç bölümü olan;  iç kulak bölgesindeki rahatsızlıklarda baş dönmesi oluşabilir, dengemizi korumada zorluk çekebilir, başımız dönebilir……  

Baş dönmesinin en sık nedeni iç kulak denge sistemindeki bozukluktur. Bu bozukluk da en sık olarak virüslerin etkilemesi ile ortaya çıkabilmektedir.

İç kulağa bağlı baş dönmeleri, tek bir atak şeklinde olabileceği gibi devamlı tekrar eden baş dönmeleri şeklinde de kendini gösterebilir.

İç kulaktan kaynaklanan, tekrarlayıcı, dönem dönem ataklarla seyreden baş dönmesi tipi de vardır. İç kulakta (genellikle bir taraf) denge toplarının yanlış yere gitmesinden kaynaklanır ve topların neden yer değiştirdiği tam olarak bilinmez. Baş hareketleri (özellikle, yukarı aşağı bakma, sağa sola dönme) ile şiddetli baş dönmeleri ortaya çıkar. Eşlik eden bulantı-kusma, terleme, ölüm korkusu, kan basıncı yükselmesi olabilir. Bazen sadece 5-20 saniye süren dengesizlik, sallantı hissi ile de kendini gösterebilir. Tedavide sadece ilaçlar değil, EPLEY hareketi denilen bir baş çevirme hareketi de yapılır ve bu hareketle iyileşme oranı %80-90’dir. Bazı hastalarda tedaviye dirençli olabilir. Bu durumlarda, iç kulak denge sinirini kesme şeklinde cerrahi girişimler yapılabilmektedir.

Meniere hastalığı da iç kulak kaynaklı bir baş dönmesi tipidir. Sadece baş dönmesi değil, beraberinde, kulak çınlaması, ve her baş dönmesi atağıyla birlikte işitme azalması da ortaya çıkar. Tekrarlayan baş dönmesi atakları ile seyreder. Tanı için işitme testlerinin yapılması gerekebilir.

Kulağımızın Az Bilinen Görevi Kulak Vücudumuzn Denge Unsurudur Kulağımız Dengemizi Nasıl Sağlar

Ağustos 20th, 2007

Kulağımızın diğer bir görevi; Kulaklarımız ortamda bulunan sesleri beynimize elektrik sinyali olarak göndermenin dışında vücudumuzun denge unsurudur. Yürürken koşarken kulaklarımız dengemizi de sağlarlar. 

İç Kulak, kulaklarımız sadece işitmemizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda dengemiz içinde en önemli organları da içerir. İçi sıvı dolu, su terazisine benzer, terazideki denge topu ya da hava kabarcığı gibi içinde denge topları dediğimiz mikroskopik taşlar içeren, bir birine bağlı denge sistemlerini bulunur.

Bu teraziler kemik yapı içinde bulunur. Başımızın ve gövdemizin uzaydaki hareketi ile bu terazi yapıları sallanır. Bu sallantı beyine ve beyinciğe ulaşır. Aynı zamanda boyun, gövde kasları ve göz kaslarına da doğrudan omurilik üzerinden uyarılar gönderir.

Hareket ettiğimiz her an, yapılacak bir sonraki hareket daha ortaya çıkmadan iç kulak bilgilerinden yararlanarak, yapılacak yeni hareketi amaca uygun ve dengeli bir şekilde yapmayı sağlar.

Kulak için İşitme Cihazı Çeşitleri Uygulama Alanları Duyma Verimini Arttırma

Ağustos 16th, 2007

İşitme Cihazı Türleri

İşitme cihazlarının birçok türü vardır. Duyma kaybının perdelemek, çevre seslerini yükseltmek için kullanılan aygıtlardan bazıları aşağıda listelenmiştir.

Cep tipi işitme cihazları

Cepte taşınabilen ve bir kordonla kulak kalıbına bağlanan cihazlardır. Teknolojik ilerlemelere paralel olarak cep tipi işitme cihazları artık pek sık kullanılmamaktadır. Sadece çok ileri derecedeki işitme kayıplarında önerilmektedir.

Kulak arkası işitme cihazları

Bu tip cihazlar işitme cihazı ve kulak kalıbı olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Kulak arkasına takılan işitme cihazı, kullanıcının kulak yapısına uygun olarak hazırlanmış kulak kalıbına plastik bir tüp ile bağlıdır. Kulak kalıbı; kulak kanalı ve dış kulağın kalıbının alınması ile oluşturulur. Bu tip cihazlar bebeklerde, çocuklarda ve ileri derecede işitme kaybı olan yetişkinlerde kullanılır.

Kulak içi işitme cihazları

Dış kulak ve kulak kanalı görüntüsündedir ve kulak içine yerleştirilir. Hafiften orta şiddete kadar olan işitme kayıpları için uygundur. Bu tip cihazlar bebekler ve küçük çocuklar için uygun değildir.

Kanal içi işitme cihazları

Bu tür cihazlar kulak içi işitme cihazlarının küçük bir modelidir ve genellikle en az göze çarpanıdır. Tüm işitme cihazı kulak kanalı görüntüsündedir ve kulak kanalı içine yerleştirilir. Hafiften orta şiddete kadar olan kayıplar için uygundur. Bu tip cihazlar bebekler ve küçük çocuklar için uygun değildir.

Koklear implant (biyonik kulak):

Hasta işitme cihazı kullanmaya başladıktan sonra;

– Cihaz kullanımından beklenilen bir yarar sağlanamadıysa,

– Hastanın işitme kaybı çok ileri derecede ise,

– Hastanın yaşı 18 aydan büyük ise koklear implant uygulanabilir.

Koklear implant, sesi farketme ve konuşmanın gelişimini sağlamak amacıyla düzenlenmiş elektronik bir cihazdır. Ameliyatla hastanın iç kulağına yerleştirlir. Diğer işitme cihazlarından farklı olarak  sesleri elektrik sinyallerine çevirerek iç kulağa ve işitme sinirlerine iletir.

Duyma Kaybını Azaltan Çevre Seslerini Yükselten İşitme Cihazları İşlevi

Ağustos 16th, 2007

İşitme Cihazları Nedir Nasıl Çalışır İşlevleri Faydaları Nelerdir

İşitme cihazları işitme engelli bireylerin çoğunluğu için, en etkili sağaltım yaklaşımıdır. Sesleri yükseltmek için düzenlenmiş olan elektronik İşitme cihazları, küçük bir mikrofon aracılığıyla çevreden gelen sesleri toplar, üzerindeki mini amplifikatör vasıtasıyla yükseltir ve bu yükseltilmiş sesleri kullanıcının kulağına bir alıcı ile iletirler.

Yaygın kanının aksine; İşitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Varolan işitme kalıntısının en etkili bir biçimde kullanılmasına yardım eder. Odyolojik değerlendirmeler tamamlandıktan sonra, işitme kaybı olan birey için en uygun olan işitme cihazı seçilir. Tüm işitme cihazları mikrofon, yükseltici ve alıcı olmak üzere üç ana kısımdan oluşur ve pille çalışır.

Duyma Kaybı Olan veya Sağlam Kulakta İşitme Derecesinin Ölçülmesi

Ağustos 16th, 2007

İŞİTMENİN ÖLÇÜLMESİ

İşitme engelli kulağın işitme kaybı derecesini belirleyebilmek ve kulağa uygun işitme cihazı seçebilmek için işitme duyarlılığının ölçülebilmesi gerekir. İşitme duyarlılığı odyometre (işitölçer) denilen araçlarla yapılmaktadır. Odyometrik ölçüm araçları, kişiye sesli uyaranları değişik şiddet ve frekanslarda iletmeye yarayan araçlardır. Bunlar sesleri gerektiğinde sağ, gerektiğinde sol kulağa iletebilecek özelliktedirler. Ayrıca bazı odyometrik ölçüm araçları sesi hava yolu ile ilettiği gibi gerektiğinde kemik yolu ile iletebilecek özelliğe sahiptir.

Odyometri ile elde edilen ölçüm sonuçları işitme eğrileri biçiminde kayıt edilir. Odyometri ile elde edilen ve kişilerin işitme eşik değerleri ile işitme alanlarını gösteren grafik şeklindeki bu eğrilere odyogram denir.

Odyogram, dikey ve yatay iki doğrudan oluşur. Dikey doğrular sesin frekans değerlerini belirtir. Frekans ölçüm birimi Hertz’dir. Hertz kısaca Hz. olarak ifade edilir. Frekans değerlerinin soldan sağa doğru dizilimi bir piyanodaki tuşların soldan sağa dizilimi gibidir.

Yatay doğrular ise sesin şiddetini belirtir. Şiddet birimi desibeldir ve kısaca dB olarak ifade edilir. Şiddet değerlerinin yukarıdan aşağıya doğru dizilimi bir radyonun ya da pikabın sesinin yükseltilip alçaltılması gibidir.

Bu durumda bir odyogramdaki her nokta farklı bir sesi ifade eder. Örneğin, A noktası düşük frekanslı yumuşak sesi, B noktası yüksek frekanslı yumuşak sesi, C noktası ise orta düzey frekanslı yüksek sesi ifade etmektedir.

Bir odyogramda sağ kulak “O” sembolü ve kırmızı renkle, sol kulak “X” sembolü ve mavi renkle gösterilir. Odyogramda aynı zamanda hava yolu ve kemik yolu ile ses iletiminin test sonuçları da gösterilir. Hava yolu ile ölçümden amaç işitme eşiğinin aranması, kemik yolu ile ölçümden amaç ise işitme kaybının türünün saptanmasıdır (iletim tipi, duyusal-sinirsel tip…).

Bu örnek odyogramdan kişinin; sol kulağıyla ilgili olarak orta ve düşük frekanslı sesleri işitebilmekte, buna karşılık yüksek frekanslı sesleri işitememekte olduğu görülmektedir. Sağ kulağı ise konuşma seslerini işitemez durumdadır. kişi konuşulanları işitebilmek için sol kulağına ağırlık verecek ve eğer konuşma ortamı gürültülü ise konuşulanları anlayabilmekte oldukça zorlanacaktır.

Eğer kişi; Düşük frekanslı sesleri duyuyor ama yüksek frekanslı sesleri duyamıyorsa, Odyogram eğimli bir grafik gösterir.
 
Yüksek frekanslı sesleri duyuyor fakat frekansı düşük olan sesleri duyamıyorsa, Odyogram yükselen bir grafik gösterir.
 
Bir sesi işitebilmek için frekansı göz ardı edilerek aynı miktarda ses yükseltilmesine ihtiyaç duyuyorsa, Odyogram düz (sabit) bir grafik gösterir.

İnsan konuşma sesleri 250 ile 4000 Hertz arasında kabul edilir. Ölçümün duyarlılığı için 250 Hz’in bir oktav altı olan 125 Hz, 4000 Hz’in bir oktav üstü olan 8000 Hz sınır olarak alınır. İşitme eşiğinin saptanmasında 125 ile 8000 Hertz ve -10 ile 130 dB arasında sesler verilerek yapılan değerlendirmeler sonucunda işitme kaybının derecesi belirlenir.

– İşitme eşiği 10-20 dB seviyesinde ise su sesi ayırt edilebilir.

– Eğer işitme eşiği 60 dB seviyesinde ise bir köpeğin havlaması duyulabilir.

– Eğer işitme seviyesi 70-80 dB ise köpek havlaması duyulamaz ancak telefon zili sesi ve motosiklet sesi gibi sesler duyulabilir.

İşitme Kaybı olan Kulağın Temizlenmesi Yıkanması Vakumlama İle Açılması

Ağustos 16th, 2007

Kulak ne zaman ve nasıl temizlenir?

Kulak kiri bazen çok birikir. Bu, kulak kanalının tıkanmasına ve kulakta işitme kaybına yol açar. Bu durumda temizlik, ancak kulak doktorunuz tarafından yapılacaktır. Kulaklarınızı Temizlik yıkama; vakumla kulak kiri alma veya özel aletler yardımıyla yapılır. Kulak kirinin sert olduğu ve kolay temizlenemediği durumlarda, temizlik öncesi birkaç gün boyunca gliserin gibi yumuşatıcı damlalar veya bazı özel formüllerin kullanılması gerekebilir.
Kulak yıkanması günümüzde daha az kullanılan bir yöntemdir ve kulak zarı sağlam olmalıdır. Kulak zarı delikse doktor uyarılmalıdır. Zar delik ise yıkama işlemi enfeksiyona yol açabilir. Aşırı basınçlı su tatbik edilmesi, sert kirlerde bazen kulak zarı yaralanmalarına yol açabilir.
Kulak kirinin vakumla veya özel aletler yardımıyla temizlenmesi daha modern yöntemdir. Kulak muayene mikroskopları yardımıyla anatomik yapılar büyütülerek gözlenir ve temizlik daha güvenle yapılır.

İşitme Yetersizliğinin Sebepleri Duyma Eksikliğinin Nedenleri

Ağustos 16th, 2007

İŞİTME YETERSİZLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?

İşitme engeli vakalarının %95’inin doğum öncesinde, doğumda veya çocuk dili kazanmadan önce, %5’inin ise çocuk dili kazandıktan sonra oluştuğu bilinmektedir.

İşitme engelinin nedenlerini doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olarak sınıflandırabiliriz.

  Doğum Öncesi Nedenler:

· Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık (özellikle kızamıkcık, kabakulak, sarılık …)
· Hamilelik döneminde annenin röntgen çektirmesi
· Hamilelik döneminde annenin ototoksik ilaç ve alkol kullanımı
· Hamilelik döneminde geçirilen kazalar
· Kan uyuşmazlığı
· Genetik faktörler
· Akraba evliliği
 
  Doğum Anı Nedenleri

· Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar (kordon dolanması, oksijensiz kalma …)
· Düşük doğum ağırlığı
· Erken doğum
· Bebekte kan değişimini gerektiren sarılık
· Doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülen zedelenme

   Doğum Sonrası Nedenler:

· Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme
· Çocukluk hastalıkları (havale, menenjit, kızamıkcık, kızıl…)
· 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı (otit)
· Çocukluk yaralanmaları (kafatası kırıkları, çatlakları, baş veya kulaklara şiddetli darbe, çok yüksek sese maruz kalma ve zarar verecek şekilde kulağa sokulan cisimler)

Bunlara rağmen işitme yetersizliğinin nedeninin bilinemediği durumlar da vardır.

İşitmenin gerçekleşebilmesi için;

a) Sesin olması,
b) Sesin kulağa ulaşması,
c) O sesin insan kulağının alabileceği frekans ve şiddet  sınırları içinde olması,
d) Sesin kulaktaki dış, orta ve iç bölümleri aşması,
e) Sesin işitme merkezine ulaşması ve merkezce algılanması gerekmektedir.
 
Bu işlevlerden birinin aksaması işitme yetersizliğini ortaya çıkarabilmektedir.

Kulak Kiri Nedir Temizlenmeli mi Faydaları Zararları İşlevi Nelerdir

Ağustos 16th, 2007

Yaygın kanının aksine; kulak kiri kulak akıntısı kulağımız için bir pislik değildir, hatta tam tersine kulağımızın sağlığı için gerekli olan kulağımızın içerisini temizleyen, kulak kanalını yağlayan, nemli tutan, yabancı cisim, toz, tanecik hatta küçük sinek ve böceklerin kulağımızın içlerine ilerlemisini durduran faydalı bir oluşumdur. 

Peki Kulak kiri temizlenmeli mi?

Kulak kiri dış kulak kanalının dışarıya yakın kısmında salgılanır ve normal bir oluşumdur. Kulak cildi üzerinde su geçirmez bir örtü oluşturan kulak kirinin yeterince salgılanmaması, kanal cildinde kurumaya ve kaşıntılı kulak hastalıklarına yol açabilir. Kulak çoğu zaman kendi kendini temizler. Kanalda biriken salgı daima dışarı doğru hareket etme eğilimdedir, bu nedenle normal şartlarda kulak temizlenmemelidir.
Pamuklu çubuklarla veya başka bir cisimle temizleme ya da kaşıma hamleleri, kulak kirinin zara doğru itilerek kanalda birikmesine yol açar. Bu nedenle bilinçsizce yapacağımız kulak temizliklerini kulak sağlığımız için yaptığımızı düşünmemize rağmen tam tersine kulak sağlığımız için zararlı bir olay haline getirebiliriz. Ayrıca kulak kanal derisi ve kulak zarı çok narin yapılardır; kolaylıkla yaralanabilirler.

Kulağınızı banyodan, yüzmeden sonra ıslak bırakmamanız, hafifçe kurulayarak bırakmanız kulak sağlığınız açısından yeterli olacaktır.